Üye Girişi

Üye Girişi

Kongre'ye Giderken: Bahçeli Parti Kurar Mı?

06 Haz 2016

Herkes Meral Hanım'ın -bir aksilik çıkması durumunda- yeni bir parti kurup kurmayacağını konuşuyor. Özellikle kendisini desteklemeyenler bu ihtimali bir bahane olarak ileri sürüyorlar; böyle bir ihtimali ortada hiçbir belirti yokken kendileri ortaya attıkları halde, ufukta kesinlikle görünen bir seçenekmiş de, Meral Hanım'ın ülkücülüğü yahut doğru tercih olup olmadığı böylece açıklığa kavuşmuş gibi. Halbuki bu yönde ne bir beyan, ne de mantıklı bir işaret var. Fakat kanımca Bahçeli başka bir parti kurabilir.

Bahçeli'nin ve destekçilerinin anlamadığı noktalardan en mühimi, tabanın üzerine düşeni yaptığı. Bu satırların yazarı olarak, daha önce iki defa Bahçeli'ye açık mektup yazmış ve kendisini defaatle hain gördüğümü belirtmiş olsam da, örneğin, bugün hala bir takım "troll"lerin şahsıma saldırmak için bahane olarak kullandığı yazılar kaleme almıştım, "Cesur Yürek Bahçeli" demiştim. Zira Bahçeli'den nefret etsek ve onun yanlış bir adam olduğunu düşünsek de, parti doğruydu. Partinin baraj altında kalmaması lazımdı, MHP sadece biz ülkücülerin değil, temsil ettiği birçok değerin millet adına son kalesiydi, kör topal da olsa. Bu saikle herkes elinden geleni yaptı, Bahçeli hariç. Üstelik elinden geleni yapanlara iftira attı, kendince insanları aforoz etti, partiye hizmet eden adamları görevden aldırttı. Meral Hanım'ın başka siyasi hesapları reddettiği ve her şeye rağmen, üstelik hiçbir sıfatı olmadığı halde iktidara yürüyüşüne hepimiz şahit oluyorken, AKP'nin MHP'den sorumlu müdüründen değil de, Meral Hanım'ın parti kurmasından şüphe etmek tuhaf. Parti kurmaz demiyorum: Parti kurması için bir neden yok diyorum. Fakat Bahçeli'nin şimdiye kadarki davranışları ele alındığında, AKP kontrolünde fünye ile patlatılan bir milliyetçi topluluğun Erdoğan'ın hala işine geleceği bellidir. 19 Haziran'da meşru Kurultay'da kapıdışarı edildiğinde, muhtemelen yeni bir parti kuracak ve bozgunculuğa orada devam edecektir.

Şu süreçte hırsımı alamadığım en büyük olaylardan biri, Mansur Yavaş'a yapılanlardır. Kendisini şahsen tanımam ve BBP gölgesi nedeniyle "önyargı"mın negatif olduğunu söyleyebilirim. Fakat Yavaş üç açıdan önemliydi: 

♦ AKP'nin karizmasına büyük bir darbe vurulacak, Ankara'daki yolsuzluk dosyaları açılacak ve bir domino etkisi başlatılacaktı. Efkan Ala'nın operasyonu, Ankara'nın AKP için ne kadar önemli olduğunun delillerinden biridir.

♦ Şahsen katılmadığımız görüşleri olabilir fakat öyle ya da böyle Türk milliyetçisi şemsiyeden birinin, üstelik başkentte, sağdan soldan birçok insan için umut haline gelmesi müthiş bir kazanım olacak, Türk milliyetçiliğinin kitleselleşmesi ve gençleri yakalamasında bir kilometre taşı haline gelecekti.

♦ Yeni ve yaratıcı, Gezi nesline hitap eden propaganda, söylem ve kampanya tekniklerini sergilediğini gördüğümüz bir milliyetçi aday figürü kısa vadede önemsiz görülebilir ama, uzun vadede çok önemli bir tecrübe getirmiş olacaktı.

Ne hikmetse, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi cemaat projelerinin bayrak ismi olmuş adamlar için CHP ile ittifak yapabilen Bahçeli, Mansur Yavaş için yapmadı. Kaldı ki, kendisinin CHP'den adaylığını getiren zorunluluklar yine Bahçeli'nin eseridir, pekala MHP adayı da olabilirdi. Olmasa bile, adını söyleyemediği adam uğruna CHP'ye gösterdiği yakınlığı, cumhurbaşkanlığına giden yolda çok stratejik bir mevzi teşkil eden Ankara büyükşehir belediye başkanlığı için gösterebilirdi. Göstermedi zira Devlet Bahçeli MHP'nin işlevleri ile ilgilenmiyor, ona verilen görevleri yerine getiriyor.

Seçim propagandası için zahmet edip sahaya çıktığında "tek parti iktidarı iyidir" minvalinde ettiği laflara değinmiyorum bile. Soma faciasını hatırlayın, ettiği ilk laf, "hükümetimiz elinden geleni yapıyor..." İnsanları itidale davet etmiş, hükümetin ihmali ve 1800lerden örnekler veren pişkinliği ortadayken, devletimiz büyüktür lafları ile görevinin ne olduğunu açık etmişti: Milliyetçi bir uyanış durumunda, bu uyanışı söndürmek, sakinleştirip gettosuna hapsetmek. Herhangi bir "milliyetçi lider" MHP'nin başında olsa, milliyetçilik ayaklar altına alınıp teröristin ayağına mahkeme götürülürken, bizim şehitlerimizin mektupları tahrif edilip dizilerde, vaktiyle biz kurşun yerken top oynayanlar kahraman lanse edilir, her türlü Türk düşmanlığı Türk devletinin imkanlarıyla finanse edilirken milliyetçiler bu kadar pısırık, ümitsiz ve ne yapacağını bilemez halde kalır mıydı? Bir ara, "Hırsız Tayyip" sloganlarını susturuyordu, sonra paralelci mi oldu nedir 17-25'e sabitledi saatini, sonra onu da unuttu... Hiçbir akli, mantiki izaha dayanmayan bu davranışlar, Bahçeli'nin ajan olduğunu gösteriyor, yahut Bahçeli'ye dair denecek her şeyi meşru kılıyor: Töhmeti yaratan kendisidir. Hesap vermekten kaçınan, kongreyi engelleyen de. Hırsızlığı, arsızlığı, ihaneti olmayan, ülküdaşım, kardeşim dediğinin meşru kongre talebini neden engeller, üstüne "imzalar sahte çıktı" diye ahlaksızlığı bir ülkücü gazetenin alnına leke olarak süren haberler yaptırır Ortadoğu'da? Hoş, teşkilat başkanının üslubuna bakınız burayı tıklayarak, şu zihniyetin hakim olduğu yerden vakar ve hamiyet bekliyoruz.

Iğdır'ı kimler, kimlerle işbirliği yapıp, PKK ve AKP'ye teslim etti, bunun hesabını soracağımız güne hazırlanıyoruz.

Nihayet, meşru kongremize dair, "oyunu bozacağız" açıklamaları yapılmış. Asıl oyun, Bahçeli'nin oyunudur. Bu oyunu biz bozacağız: Mahkeme kararı ve Yargıtay'ın onayı, kongreyi toplamaya tek yetkili organın çağrı heyeti olduğunu söylüyor. Bahçeli yetkisizdir ve üstelik yaptığı tüzüğe aykırıdır, neden bu denli hukuksuzluğa tevessül ediyor, bir açığını kapatmayacaksa? Düzeninin, çarkının bozulmasından korkanlar, "oyun bozacağız" diyorlar; fiyakaları bozuldu, oyunlarının bozulacağı gün de yakındır. Sonra başkanlarıyla birlikte örtülü ödenekten para alıp parti kurmakta serbestler, Başbuğ'u satanların vaktiyle cemaat parasıyla genel merkez binası aldığı gibi, alırlar bir bina, Tayyip'in ülkücüsü olurlar rahat rahat, hem bu defa göstermelik de olsa eleştirmek gerektiğinde çektikleri sıkıntıyı çekmezler, rahatça desteklerler. Yeni Ülkü Ocağı açmalarına da gerek yok, evlatlarını da Osmanlı Ocakları'na gönderirler artık.

Bahçeli Erciyes Zafer Kurultayı'nı niye kaldırdı hiç düşündün mü sevgili kaari? Kurultay'da ülkücüler bir araya gelir, bir efkar-ı umumi oluştururlardı. Burada bir muhalefet mayalanmasından, kendisinden duyulan rahatsızlığın paylaşılıp bir ülkücü tepkiye dönüşmesinden korktu ve bu kadar kıymetli bir organizasyonu ortadan kaldırdı. Ancak bu kadar öteleyebildi: Ülkücüler artık uyanmıştır. Oyunu çoktan bozuluyor, bütün hırçınlığı bundandır. Defolup gittiğinde, oyunu ne imiş, ne gizliyormuş, neden ülkücülere bu kadar terbiyesizlik ediyormuş, hep birlikte öğreneceğiz.

Son olarak eklemek isterim ki, Meral Akşener için MHP Genel Başkanlığı gittiği yoldaki bir merhaleden ibaret: İktidar yürüyüşünde olduğunu herkes görüyor. Bahçeli devrinde  asla yaşamadığımız bir coşku ve insanlardan bir sevgi seli var, her il ziyareti miting havasında. Hiçbir resmi sıfatı olmayan bir insan bunu başarabiliyorsa, MHP Genel Başkanı olduğunda ne olur, varın siz düşünün. Umarım delege bunu görür ve yeni bir Bahçeli olmaktan öteye gitmeyecek adaylara değil, Meral Hanım'a teveccüh gösterir. 

Kongre süreci boyunca zaman zaman notlarımı yayımlamaya devam edeceğim. Önceki iki bölüme burayı ve burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.


 

M. Bahadırhan Dinçaslan

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

 
mbdincaslan.com | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

  • Mevcut yorum yok.

Who's Online

266 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi