Üye Girişi

Üye Girişi

Bizi Neden Tutukluyorlar?

07 Eyl 2016

Ülkücüler şu sıra pek "biz" demiyorlar. Genel merkezin ayrıştırıcı politikası nedeniyle Kurultay sürecinde kamplara bölündük. Ancak artık, ülkücüye esirgediği tebessümü pek halinden memnun bir sırıtışla Erdoğan'a sunan Bahçeli sayesinde, biz dememiz mümkün. AKP mitinginde bayrak açan "ülkücüyüm diyenler"i sırf ayıp olmasın diye hesaba katmaya gerek yok. Buradaki biz, Kurultay isteyen ülkücülerdir ve evet biz, hışma uğradık, tutuklandık.

İmamların Öcü'nü yazan Yavuz Selim Demirağ, en çok okunan ülkücü yazar diyebileceğimiz Servet Avcı, Kazakistan'da ödül töreninde gözaltı kararını öğrenen Kürşad Zorlu, Adnan İslamoğulları... Hepsi, Yeniçağ Gazetesi'nden, şahsen görüşlerine katılıp katılmamam, sevip sevmemem önemli değil, "ülkücü gazeteci"ler. Bir "ülkücü medya"dan söz edecek olursak, başta sayacağımız isimler. Özellikle üçünün ortak noktası, Meral Akşener'e destek veren isimlerin en başında gelmeleri. Kurultay sürecinde doğruları yazıp, namuslu tabanın sesi olmaları. 

Neden tutuklandılar? "Ne istedilerse ver"mediler, ondan. Saraya biat etmemiş bir ülkücü kesimi temsil ediyorlardı, ondan. Meral Hanım'ı destekliyorlardı, ondan. Meral Hanım'ı tutuklayabileceklerini sanmıyorum. Fakat bu isimler tutuklanarak, "aykırı ses çıkaran" ülkücüler yıldırılmaya, Meral Hanım yalnızlaştırılmaya çalışılıyor. Öyle ya, anaakım medya Meral Hanım'a sansür uygularken, bu isimler hiç değilse ülkücü camianın gerçekleri ve doğruları duyabilmesi için vicdanın medyası işlevini üstleniyorlardı. Anaakım medya, paracıdır, korkaktır. Bu isimler ülkücüydü, sansür emrine boyun eğmediler, korkmadılar. 

Ülkücü medya susturulursa, hele ki bu isimler gibi, gerekirse hak ve hukuk uğrunda Genel Merkez'e bile kafa tutup, "kılıcımla düzeltirim" diyenlerin kumaşından olduğunu gösterenler susturulursa, ne olur? Fırat Çakıroğlu ölür, kimse konuşmaz. Hasan Şimşek ölür, kimse bilmez. Cengiz Akyıldız vurulur, örtbas edilir. Üniversitede terör yapılanmasını kimse yazmaz. Ülkücünün emeğiyle vekil, bakan, başkan yapılanların yolsuzluğunun, hırsızlığının, arsızlığı ve ihanetinin peşine kimse düşmez. Hükümeti, cemaatin ordu yapılanmasına dair kimse uyarmaz. Özetle; ortada Tayyip Erdoğan'ın bekçi köpeklerinden başka, "ülkücüyüm" diyen kimse kalmaz, kalıp sesi duyulmayanlar, bir süre sonra silinir giderler. 

Bu isimler, Fetö'nün savcısı kesilip askere kumpas mı kurdular? Bunları devlete yerleştirip, karşı çıkanlara "Fethullah Hocamız canımız bir tanedir, haksızlık ediyorsunuz" mu dediler? Cemaate selam mı yolladılar, yollarını gözleyip gözyaşı mı döktüler? Hep diyorum, darbenin gerçek mağdurlarından başka herkes, mağdur pozu kesiyor. Ülkücü hareketin ise, bu konuda mazisi temiz. Biz ocakta manevi, MHP'de maddi temsilimizi görüyoruz, başka kuruma, tarikate, cemaate heves etmedik. Ve cemaatin hep karşısında durduk. Erdoğancılar ise, kendi kirli ve işbirlikçi mazilerini örtmek için, ülkücülerin susması ve hatta hükümete referans yahut destek olmasına ihtiyaç duyuyor. Bunu engelleyen herkesi yıldırmak, korkutmak zorundalar. 

Oysa Bahçeli'ye bakalım. İstanbul İl Başkanı'nı, cemaat medyası korumak için polisten dayak yemeye gönderiyor. Saatini 17-25'te durdurduğu nasıl unutuldu, eğer milat 17 Aralık ise? Dinlerarası Diyalog, cemaatin en önemli uluslararası ve dini zedeleyen projesiydi, bunun mimarlarından Ekmeleddin İhsanoğlu'nu kim Cumhurbaşkanı adayı gösterdi? Tutuklananların hiç falsosu yok, ama darbe sonrası OHAL ortamında MHP'de şüphe çekecek adamlar varsa, Bahçeli ve ekibidir mutlaka. AKP'nin tamamı cemaatle işbirliği yapmış ve suçuna ortak olmuşlardır, bunu anmaya bile gerek yok. Fakat demokrasi kahramanı pozları kesenler, MHP'nin en namuslu demokrat mücadelesine niye bu kadar gaddarca karşılar, düşünmek lazım.

İçeri alınanlar, çok içeride kalmazlar. Zira AKP rejimi gibi en komik suçlamaların, Ergenekon vs. soruşturmalarının ciddi kabul edilip hayat yaktığı bir rejimde bile suçlanabilecekleri bir şey yok. Çıkarlar, fakat eğer ülkücüler korkar, siner, yılarsa, onları içeri alanların muradı olur. Bu meseleyi isimlerden de sıyırıp, süregiden "AKP muhalifini Fetöcü bahanesiyle temizleme" operasyonu minvalinde, medya özgürlüğü ve hukuk zaviyesinden ele almak, kamuya mâl etmek lazım. Baş eğmedik edaniye ikbal u cah için, yine eğmeyeceğiz. Fakat bu defa dûnun, esafilin neşvesi arşa yükselirken, bizim ahımız toprakta gizli kalmayacak. Göz göre göre cürm-ü meşhuta 2010lu yıllarda kurban giden Hasan, Cengiz, Fırat yüzümüze tükürür sonra.

Bu yüzden ben, bu insanlar çıkana kadar hep, "#ÜlkücüMedyayaDokunma" diyeceğim. Size de aynını salık veriririm. "Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin / Değişilir topu da bir sokak kaltağına."  


M. Bahadırhan Dinçaslan

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 

 
mbdincaslan.com | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

  • Mevcut yorum yok.

Who's Online

160 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi