Üye Girişi

Üye Girişi

24 Haziran: Ne kadar erken, o kadar İYİ

18 Nis 2018

Devlet Bahçeli 26 Ağustos çağrısı yaptı, Erdoğan gördü ve arttırdı: 24 Haziran'da seçime gidiyoruz. 

İşbirliği yapıp tarafından aldatılmadığı terör örgütü kalmamış mevcut rejimi mi, yoksa yarının güzel, huzurlu ve müreffeh Türkiyesini inşa etme hayaliyle tutuşan "yeni milliyetçilik"i mi seçeceğimize karar vereceğiz. Seçimlerin manzarası basitçe budur.

Erken seçim çağrısı Bahçeli tarafından yapıldığından beri insanlar, özellikle dahil olduğum kesim muhalif milliyetçiler bunun İYİ Parti'ye yapılan bir operasyon olduğunu dillendiriyorlardı. İYİ Parti'nin seçimlere girme hakkının olup olmayacağı tartışmaları üzerinden yürüyen süreç, Erdoğan'ın daha da erken bir tarih vermesiyle iyice alevlendi. İYİ Parti seçime sokulmayacak -mı?

Evvela, Türkiye gibi bir ülkede toplumun ciddi bir kesimini temsil ettiğini çok kısa sürede ispatlamış bir partinin seçime sokulmaması darbedir. Böyle bir eyleme karşı koyan herkes, 15 Temmuz'daki darbe girişimine direnenler kadar, hatta çok daha sinsi ve görünmez bir düşmanla, çok daha zayıf imkanlarla mücadele ettikleri için, daha kutsal ve hürmete layık bir direnişin neferi demektir. "Bizi lütfen seçime sokar mısınız" diye bir tavır yok, "ne demek ulan beni seçime sokmayacaksın" diye bir tavır var. Hükumet kanadından, YSK gibi yetkili mercilerden henüz bir açıklama gelmedi, fakat böyle bir hayal varsa, o hayali görenlerin Türk milletinin tokadıyla karşılaşacağını şimdiden hissettirmek lazım. Hükumet bu denli aşağılık ve yasadışı bir tutuma tenezzül ederse, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilince partisinden bir süre istifa etmeyip anayasayı delmesiyle başlayan ve 15 Temmuz'le devam eden Türk demokrasisine darbe süreci nihai amacına ermiş olacaktır. AKP-Bahçeli ortaklığının dahi böyle bir ahlaksızlığa imza atabileceğini sanmıyorum diye küçük bir hüsn-ü zanda bulunayım.

Sonra, bu erken seçim manevrası iki şeye işaret ediyor: Ekonominin çöktüğüne ve Erdoğan'ın İYİ Parti'den korktuğuna. Ekonomik göstergeler zaten malum, akla zarar yöntemlerle aklı başında insanlar "ekonominin gerçekleri" ve Tayyip Erdoğan'ın hezeyanları arasında sıkışıp kalmış bir şekilde günü kurtarmaya çalışıyorlar. Artık saklamakta zorlanıyorlar, durum daha da vahim hale gelmeden seçime gitmek istemeleri normal.

Fakat daha önemli işaret, Erdoğan'ın korkmasıdır. Erdoğan Gezi olaylarında dahi bu kadar korkmamıştı. İlk defa korkusunu eyleme dökerek gösteriyor. Köşesinde plan kurma ve sabırla "dışarıya zaaf göstermeme" Erdoğan'ın 16 yıllık yönetim tarzıydı. Hiç bu kadar sıradışı ve büyük şayialara, tepkilere neden olacak bir hamle yapmamıştı. Erdoğan'ın bu hamlesinin korkakça olduğu zihinlere işlenmeli.

Bu korku gösterisi önemlidir. Milyonların gözündeki illüzyonu kırmak için güzel bir çatlaktır. Erdoğan kitlesini sanal düşmanlarla kavga ederek, kulaklarına sürekli komplo teorileri fısıldayarak uyutuyor ve onların hasletlerini manipüle ediyor. Bu korkunun üzerine gidilirse, daha fazla hata yapacak, İYİ Parti'yi daha da güçlendirecektir. 

İYİ Parti bundan böyle milliyetçi vurgusunu demokrasi mücahitliğiyle sentezleyip, şu kadar yıllık iktidarında Erdoğan'ı korkutan yegane sivil, demokratik ve haklı yapı olduğunu insanlara gösterecek bir söylem ve eylem planı oluşturmalı. 

Erdoğan ve Bahçeli'den ne kadar erken kurtulursak, o kadar İYİ. Bu kızışmış, sert ve bel altı hamlelerin yoğun yaşandığı dönemde, bu alanda idmanlı olan "muhalif bozkurtlar" her zamankinden daha çetin bir vazife üstlenecekler. Bu toplumun çapası olmayı başarıp, gereken dersi "alayına" verebilecek miyiz, yoksa yenilip Türkiye'nin herhangi bir ortadoğu diktatörlüğüne dönüşmesine izin mi vereceğiz; önümüzdeki sınav bu. 

"Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin / Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten!"


M. Bahadırhan Dinçaslan

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. 

 
mbdincaslan.com | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

  • Mevcut yorum yok.

Who's Online

233 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Latest Park Blogs