Üye Girişi

Üye Girişi

Yeni Parti Kimlerin Partisi?

04 Eki 2017

Çocukluğunda Mustafa Yıldızdoğan kasetlerinden "Bu Vatan Kimin?" şarkısını dinleyerek büyümüş, adam olmuş başka Bahadırlar da vardır elbet. Bu yazıyı kaleme alırken Orhan Şaik Gökyay'ın o dizelerini mırıldanıyor, Yıldızdoğan bestesini dinliyorum. 

Meral Akşener liderliğinde yeni bir parti kuruluyor; partiyi Meral Akşener kurmuyor, Türkiye'de çığ gibi büyüyen bir muhalefet "düş önüme" diyerek kurduruyor. Türkmen'in irfanıyla "düş önüme" deyişinde haşyet uyandıran bir vakar vardır, köyünün yollarından, dağının patikalarından başkasını bilmeyen Türkmen'in ayranı kabarınca, yolu bildiğini sezdiği birine düş önüme der ve cehennemin ağzını önünde açılmış görse peşinden gitmeye devam eder. Yeni Parti'nin omuzlarındaki yük böyle bir yük, cemaatlerin, tarikatların, terör örgütlerinin, küresel şebekelerin Türkiye'yi topçu tatbikat sahası gibi dilediğince bombardıman ettiği manzarada ayranı kabaranlar, bundan memnun değiliz, düzeltin diyorlar. 

Yine Yıldızdoğan'nın Faruk Nafiz'den bestelediği "Bizim Memleket"'te tarif edilen memleket var ya, zaferdeki payını aklına getirmeyen mütevazı evliyaların köylerinde gezindiği... İşte o memleketin insanları kurduruyor bu yeni partiyi: Bu insanlar zaferde en büyük ve gerçek pay sahibinin kendileri olduğunu nihayet akıllarına getirdiler. İnsanoğlunun tabiatla mücadelesindeki en büyük zafer abideleri hanlar, saraylar, gökdelenlerdir; bunları bizim memleketin insanları diktiler, ancak oturamıyorlar. Zaferde pay sahibi olup, hak sahibi olmamak artık bizim memleketin insanına dokunuyor. Dokunsun da; onun mütevazılığına övgüler dizdiğimiz çağ geride kaldı, "yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum?" deme vaktidir.

AKP eliyle devletin her yerine sızmış Fethullahçıların en güçlü olduğu dönemde, Fethullahçı kalmamış, içinde haram korkusu taşımış çocuklar büyüdü, seçmen oldu. Partiyi onlar kurduruyorlar, "Fethullahçıları devlete sızdıran da bunlar, ekmeğini yiyen de bunlar, şimdi güya mücadele edip, Fethullahçılarla savaştan semiren yine bunlar..." diyerek. 

Okulunu bitirip devlette görev almak isteyince falancanın yanına gitmeyen, filanca cemaate vicdanını satmayan, kimsenin hakkına girmeden aylarca KPSS'ye çalışanlar kurduruyor bu partiyi, "fazlasını istemem, hakkım yenmesin yeter" diyerek.

AKP'li dayısı olmayan, olsa da dilenmeyi zul gören Anadolu insanı kurduruyor partiyi, "ele güne boyun eğmeyelim, kula kulluk etmeyelim, müşkülümüzü adalet çözsün, devlet çözsün" ricasıyla.

Memlekette sanatından sporuna, kaç çocuk yapılacağından askerin üniformasına, politika faizinin ne olacağından sınav sistemine; hasılı her şeye dair kararların doğru dürüst eğitimi, bilgisi, görgüsü olmayan, ikide bir kandırılan, siyasi geçmişi yalpalar ve kendini yalanlamalarla dolu bir adam tarafından alınmasını, şehirlilerimiz tehlikeli görüyor. Bu okumuş, hali vakti yerinde, efendi insanlarımız "Bu böyle gitmez, tek adam rejimiyle ülke yönetilmez" diyorlar. Köylülerimiz de belki yüksek lisans eğitimleriyle değil, derin irfanlarıyla aynı tespiti yapıyorlar ama, biraz daha farklı dile getiriyorlar dertlerini: "Sorma Hasan, sorma köyün halini / Delindi köprüler geçemez olduk / Herifler her yere sokar elini / Keyfimize göre sıçamaz olduk."

Bizzat devlet ricalinin "gaza getirdiği" gözü dönmüş, kirli sakallı, eli baltalı, palalı, sopalı tiplerin her an kendisini linç edebileceğini gören kendi halinde vatandaş, "Şu partiyi kurun" diyor fısıltıyla, "ben iki yumruğumla baş edemem böyleleriyle."

Tecavüze uğrasa, karakola gidince aşağılanıp suçlanacağını bilen kadınlar istiyor yeni partiyi. Aşağılanmaktan, birey sayılmamaktan, orman kanunlarının geçerli kılındığı sokaklarımızda özgürce yürüyememekten şikayetçi kadınlar, "Kur be abla" diyorlar, "sen anlarsın halimizden."

Hayal kuramayan çocuklar kıpırdanıp, utangaç ve acemi bakışlarıyla diliyorlar yeni partinin kurulmasını. "Belki" diyorlar, "o zaman ben de büyük adam olmanın hayalini kurabilirim." 

İhtiyarlar istiyor en çok belki de, Yıldızdoğan'ın bir diğer bestesinden mülhem, "böyle değildik" diyerek. 

Mafyanın televizyona çıktığı, gazetecinin kodese tıkıldığı manzaradan rahatsız özgürlükçüler istiyor yeni partiyi.

İş adamları istiyor her ay bir başka ülkeyle aramız bozulunca yatırımlarının buhar olmasından yılmış, bunalmış...

Rütbesi alınanlar, ekmeği çalınanlar... Ve, yavrusundan ayrılıp, oğlunun katilinin Habur'da karşılandığını öğrenince gizli gizli ağlayan kadın...

En çok ben istiyorum yahu, göğsümü gere gere Türk milliyetçisiyim diyebilmek için. Yaşıtlarımın, yıllar öncesinin fedailerine nazire, hala üniversitelerde milliyetçi olduğu için katledildiği bir Türkiye'de yaşamayayım; bu, uğruna can verilen ideolojinin bütün birikimi, koltuk bekasına feda edilmesin diye. Çocuğum, benim çocukluğumda o ideolojinin açılmış kollarını anne bilip sığındığım çağlardaki samimiyetimi, Türk olmaktan, Türk milliyetçisi olmaktan mutlu oluşumu tadabilsin diye.

Yeni Parti, işte bunların partisidir. Devlete çöreklenmiş çeteden mustarip, iki yumruğundan ve şerefinden başka sermayesi olmayanların düş önüme dediği parti. Yeniden devlet sahibi bir millet olmak isteyenlerin. İhale, rant ve paye için değil, "ben parasız yatılı okudum, devlete ve millete borcum var" diyerek hizmet etmek isteyenlerin.

Memleketi bir üvey baba çok hırpaladı. Bize bir anne eli lazım. Herhalde bu kadar ağır bir duygusal yükü de ancak bir anne kaldırabilirdi.


M. Bahadırhan Dinçaslan

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 

 
mbdincaslan.com | © 2017 Tüm Hakları Saklıdır

  • Mevcut yorum yok.

Who's Online

347 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi