Üye Girişi

Üye Girişi

Kurdun Öyküsü: Rammstein - Deutschland

17 Haz 2019

Uzun zamandır yapmak istediğim bir şey vardı: Rammstein'ın oldukça tartışma yaratan Deutschland klibini yorumlamak. Şimdiye nasip oldu; biraz dağınık oldu ve tabii olarak bolca subjektif yargı içeriyor, ancak bunu yapmalıydım ve yaptım. Videoyu burayı tıklayarak izleyebilirsiniz. Eksik kalan şeyler mutlaka var; üstelik İsrail'in tepkisi ve soykırımın bu tarz eserlerde kullanım usulüne dair tartışmalara hiç değinmedim. Olsun, bir kurt hikayesi gördüm ve yazmalıydım, buyrunuz:

Video Teutoburg ormanı sahnesiyle başlıyor. Arminius'un Roma lejyonlarını yendiği ve Roma ile "Germania" arasındaki -o dönem algısıyla şehirli medeniyet ile vahşi "barbar" dünyası arasındaki- sınırın Rhine ırmağı olarak kesinleştiği savaş. Arminius, Roma ordusunu neredeyse tümüyle imha etmiştir ve Roma'nın "barbarlar"a karşı aldığı en önemli yenilgilerden biridir. Almanya diyebileceğimiz fenomenin varlığı, evrimsel olarak bu savaşla başlamıştır demek doğrudur, birçok tarihçi de bu görüştedir, o yüzden "Almanya"yı anlatan video bu doğuş sahnesiyle başlıyor. "Almanya"nın personifikasyonu zenci hanımefendi de bu anda karşımıza geliyor: Elinde, ölmüş bir -muhtemelen-  Alman savaşçının kesik kellesiyle. Kadının neden zenci olduğuna dair teoriler çeşitli, birçoğu Rammstein'ın "ırkçı" algılanmamak için bunu tercih ettiğini, deyim yerindeyse Almanya'ya bir tavır, duruş ve oluş hali olarak görüp, kan bağı ve hatta coğrafyayla ilişkisiz kabul ettiğini göstermek için böyle bir yola gittiğini söylüyor. Kanımca sebep daha basit: Almanya'ya dair konuşursanız "nazi!" suçlamasıyla karşı karşıya kalırsınız, Rammstein alakası olmayan bir zenci kadını bu "tartışmalı" klipte oynatarak böyle bir saldırıya karşı tedbir almış sadece. Kadının "Almanya"yı oynaması eğreti; Rammstein'ın da post-modern "her yere zenci koyalım" zırvalarına teslim olmuş olması üzücü, ama çok yerinde ve eleştirel mesajlarla dolu bir klipte böyle eğreti bir tercihe gidilmesinin sebebi bence bu korku.

Teutoburg sekansında ilgimizi çeken diğer öğeler: Mumyalaşmış, handiyse "zombi" diyebileceğimiz "Alman" cesetleri ve ormanda Romalıları izleyen vahşi bir kurt. (Bu kurdu kaçırmak kolay, 32. saniyede.) Kurda dikkat etmek lazım, zira -şahsi kanaatimce- bu videodaki "leitmotif" bu kurttur. İzlediğimiz, o kurdun hikayesidir. Aynı zamanda asılmış insanlar ve yağmalanan ölüler var; Almanya'nın daha doğmadan önce zulüm, ölüm ve yağmayla iç içe olduğuna işaret ediyor. Ölüyü yağmalayanın da Almanya olduğunu görüyoruz; belki savaş meydanından ölülerin ruhunu toplayan, kadim Cermenik Tanrı Odin'in kızları "Valkyr"lara bir göndermedir. Dikkatimizi video boyunca çekecek bir diğer motif de kırmızı lazer. Lazer, farklı zaman ve mekanlarda gerçekleşen olayları birbirine bağlayan bir unsur olarak kullanılmış. Kahramanımız zenci hanım, yani Almanya, bir nevi bu lazerle tayy-ı mekan ve tayy-ı zaman yapan bir yolcudur. 

Bir sonraki sahnede astronotları görüyoruz, bir tabut taşıyorlar, yanından geçtikleri ise bir denizaltı, u-boat. Almanya'nın 1. ve 2. Dünya Savaşlarında sık kullandığı savaş makinesi. Almanya'nın keşif ve ilerleyişinin altında hep hükmetme isteğinin yattığını, dün de böyle olduğunu, yarın da öyle olacağını anlatıyor.

Sahne ilerleyince, yangın yerine benzer bir muhitte, tekerlekli sandalyeye konmuş, ancak elinde hala kesik kafayı tutan Almanya'yı görüyoruz. Almanya sakatlanmıştır, ama mayası hala aynıdır. Devam eden sahne daha vurucu: İllegal boks yapan insanlar var ve Almanya, onlara servis yapan, bahis toplayan, aşifte bir kız. 1. Dünya Savaşı'nı kaybedip sakatlanan, küresel iddiasını kaybeden Almanya'nın içindeki vahşet ve kavgacılığın, yine içine döndüğünü anlatıyor. Düşman avlanmıyor, onun yerine Almanlar birbirleriyle kavga ediyor, vahşice kan akıtıyorlar; Almanya'yı temsil eden hanım da, buna çanak tutuyor. Boks'un Almanya'da ancak 1. Dünya Savaşı sonrasında başladığını ve ünlü Alman boksör Max Schmeling'in bu dönemde; 1. Dünya Savaşı sonrası/Nazizm öncesi Almanya'da parladığını hatırlamak lazım. 

Daha sonra bir savaş meydanı görüyoruz. "Almanya", bu defa zırhını giyip tacını takmış bir savaşçı kadın. Şövalyeler Almanya için savaşıyor. Şövalyeler-İllegal boksörler sekansları sürekli birbirini takip ettiğine göre; ikisi arasında bir bağ kurmamız isteniyor olabilir. Bu da, muhtemeldir ki, Weimar dönemi Almanyası ile, Ortaçağ'ın bölünmüş, yüzlere varan politik unsurdan müteşekkil "Almanya"sının, sürekli birbirleriyle savaşan feodal unsurlarla dolu olması arasındaki benzerliktir. 

Bir sonraki sahnede, Hindenburg faciasına gönderme yapılıyor. Ünlü Hindenburg zeplini, Amerika'da bir kaza yaparak tutuşmuş ve onlarca insanın yanarak ölmesine neden olmuştu. Almanya'nın hırsının sebep olduğu, ama asla bu hırsı engelleyememiş olan facialar, Hindenburg kazasıyla sembolize edilmiş. 

Videonun devamında, eski sahnelerden başka kesitler yineleniyor. Bu kısımda karşımıza çıkan ilk yeni sahne, Doğu Almanya sahnesi. Duvarda Doğu Almanya'nın amblemi var, meşhur Doğu Alman gizli servisi Stasi'nin bir bürosuna benzeyen ve Stasi mensuplarıyla dolu bir odayı izliyoruz. Karakterlerden birinin Goebbels'e benzemesi ilgi çekici. Masada bir köpek biblosu var. Hemen ardından karşımıza çıkan "Almanya", yine tekerlekli sandalyede. Takip eden sahnelerde, "Almanya" bu defa arkasında polislerle, Alman kurdu cinsinden polis köpeklerinin tasmasını tutan, ajan nevinden bir kadın.

Lazer bizi bir anda geriye, Ortaçağ'a götürüyor. Mahzen, belki katakomb gibi bir yerde rahipler ellerinde meşalelerle yürüyorlar. Ayaklarının altından sıçanlar kaçışıyor. Ortaçağ karanlığının ve "Kara Veba"nın bir tasviri; rahipler salgın hastalıkla, pislikle ve karanlıkla ilişkilendirilmiş. Meşalelelerinin aydınlatmaya değil, başka bir şeye yaradığını daha sonra göreceğiz. Rahip sahnesinde ilginç, kısacık bir an var; bir kemerin altından geçerken, ters asılmış dört ceset görüyorlar. Bu dört ceset birçok şeyi sembolize ediyor olabilir; belki "mahşerin dört atlısı"dır. Ters asılmaları, Aziz Peter'in "Ben İsa efendimizle aynı şekilde ölmeye layık değilim, bari beni ters asın" demesine gönderme olabilir. Kilisenin tutuculuğu ve inancı, faydalı hiçbir işe yaramıyor da, hep böyle trivial meselelerde kendisini gösteriyor. Beni ters asın diyebilecek kadar etkileyici sahneler yaratabilen inanç, birçok cürme ortak olabiliyor. 

Yine çok kısa bir an, Napoleon - Prusya döneminin askeri kıyafetlerini giymiş askerlerin bir içki sahnesini görüyoruz. Hemen ardından, rahipler bir kadını, "Almanya"yı masaya yatırmışlar, onu yiyorlar. Prusya, nihayetinde rahiplere karşı açık-gizli bir savaş veren bir politikayı benimseyecektir. Bir yanda askerler, bir yanda rahipler, Almanya'nın iki "fraksiyonu"dur, muhtemelen bunu görmemiz istenmiş. Takip eden sahneler tekrar eski sekanslardan alıntılar içeriyor, ancak Doğu Almanya'ya geri döndüğümüzde sağ yumrukların kaldırılmış olması ilginç. Nazi selamına gönderme yapılıyor, komünistlerin de nazilerden bir farkı yoktu mesajı böyle veriliyor. Peşinden, astronotlar bir yerde haçlı bir figür görüyorlar; acaba uzayda mı gördüler, yoksa yok olup terk edilmiş dünyaya geri dönüp, bir tür arkeolojik çalışma yaparken mi gördüler, bilmiyoruz. Ama gördükleri "Alman"dır, ekrana gelen yazılardan anlıyoruz. 

Bir hapishane sahnesine geliyoruz. Boyunlarından zincirlenmiş mahkumların tepelerinden paralar uçuşuyor. Tekrar Weimar dönemine dönmüşüz: Politik baskı hala var, zulüm -sözde- demokrasi olsa da devam ediyor, üstelik Alman parası değersizleşmiş, hiperenflasyon dönemi, çuvalla para bir ekmek alamıyor. (On üzeri on iki Papiermark'ın bir Rentenmark'a eşitlenerek bizim YTL operasyonunun benzerinin yapıldığı dönem) 

Devamında, bir roket silosu görüyoruz, muhtemelen Almanya'nın 2. Dünya Savaşı'ndaki V2 roketlerinin siloları. Arkasından ekrana Yahudilerin toplandığı bir kamp geliyor, darağacında dört mahkum görüyoruz. Soldan sağa eşcinsel, yahudi, politik düşman ve "asosyal" yaftaları taşıyorlar. Bir kenarda ise SS subayının ayakkabısını parlatan bir Yahudi var. Yahudi kamplarında Nazilerle işbirliği yapan "esir çavuşları"nı hatırlatıyor. Roketler havalanırken mahkumlar idam ediliyor; Almanya şimdi bir SS subayıdır. Devamında Kızıl Ordu Fraksiyonu'nun eylemleri ve polis operasyonlarını izliyoruz. Almanya esir alınmış ve vücuduna bombalar sarılmış. Savaş sonrası Almanya'nın batılı ve kızıl güçler tarafından kullanılışını simgeliyor. 

Vurucu bir sekansla karşı karşıya geliyoruz. Ku Klux Klan benzeri kukuletalar giymiş kilise mensupları görüyoruz. Naziler kitap yakıyor. Bir Ortaçağ şövalyesi cadı yakıyor. Nazilerle kilisenin işbirliğini vurgulamanın yanında, zulmün ifadesi farklı olsa da, kilisede, partide yahut sınıfta tezahür eden aynı anlayışın bu şiddeti doğurduğu anlatılıyor. Rahiplerin meşaleleri aydınlatmıyor, ancak yakmak için kullanılıyor.

Kesik kafayla öpüşen, "ölü sevici" bir Almanya görüyoruz. Sonra Almanya bir meleğe, yahut bir rahibeye/azizeye dönüşüyor. Almanya hamile, saf ve masum. Astronotlar onu okşuyor, geleceğe mi hamiledir? Her şeye rağmen ümit var anlamı mı taşıyor? Doğum odasına gidiyoruz, hemşireler inek. Doğurtansa bir rahip. Geriye dönüp şövalyeleri görüyoruz, doğan aynı ruh mudur? Hayır, bu defa bambaşka bir şey oluyor: Bir köpek doğuyor. Köpek, iki anlama gelebilir. 2. Dünya Savaşı sonrasında, Rus tecavüzlerinden doğan çocukları ifade ediyor olması zayıf ihtimal. Kuvvetli ihtimalse, "Alman Kurdu"nun özelliklerinde gizli. Alman kurdu, "kötü özelliklerinden kati bir şekilde arındırılarak saflaştırılmış", "zeki ve becerikli" ancak "tamamıyla itaatkar" bir "iş köpeği"dir. Almanya geleceği doğuruyor, evet, fakat doğurduğu Ortaçağ'ın ruhu da değildir, ümitvar bir gelecek de değildir. Akıllı, ama yaratıcı olmayan, itaatkar bir "iş köpeği"dir. Mevcut Almanya budur. Hızlı geçen sahnelerde Marx'ı görüyoruz, öpüşen, eşcinsel Stasi mensupları görüyoruz, hatta ilginç bir sahnede ayıya oral seks yaptıran bir Stasi mensubu (Ayı Rusya'yı mı simgeliyor acaba?), tanklar, celladını infaz eden Yahudiler görüyoruz. Ama nihayetinde, Almanya yine kadın suretinde karşımızda ve önünde dört ayak olmuş yürüten insanlar var. Bu sahne, tezimi güçlendiriyor: O vahşi kurt, nihayetinde, bir iş köpeğine dönüştü. Almanlar belki o vahşi kurt halindeyken de çok iyi değillerdi ama, git gide dönüştükleri şey, handiyse o kurdu yeğletebilecek, daha görkemsiz ve düz bir kimlik. 

Nihayet uzayda o tabutu görüyoruz ve video sonlanıyor.

Tabii Almanca bilseydim, şarkının sözlerini de analiz ederdim. Ancak genel bir bakışla, sürekli bir kontrastın vurgulandığını söylemek mümkün; Almanya hem çok genç, hem çok yaşlıdır. Almanya'nın kalbi ateş dolu, nefesi soğuktur. Almanya'yı sevmek zordur. En vurucu cümleyse, "Deutschland über Allen". Meşhur, ve artık yasaklanan Alman milli marşının "Deutschland Über Alles" dizesine gönderme. Ama orijinali "Almanya her şeyden üstün" iken, bu şarkıdaki hali "Almanya herkesten üstün". Yani Almanya, bütün evlatlarını kendi istediği forma sokandır. Bireysel tercihlerinizin önemi yoktur, nihayetinde sağcı da olsanız, solcu da olsanız, zenci de olsanız; Almanya size hangi donu biçtiyse giyeceksinizdir.


M. Bahadırhan Dinçaslan

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. 

 
mbdincaslan.com | © 2019 Tüm Hakları Saklıdır

  • Mevcut yorum yok.

Who's Online

224 ziyaretçi ve bir üye çevrimiçi

  • Mehmet Ç

Latest Park Blogs