Üye Girişi

Üye Girişi

Allah mı Tanrı mı?

09 Kas 2018

Tanrıların isimleri ilginç bir konu. Etimolojinin belki de en zevkli keşif alanı, zira mitolojiye hakim olan "gökte nasılsa yerde öyle" düsturu uyarınca, yalnızca tanrı isimleri ve etimolojik ilişkilerinden yola çıkarak bir topluma, algısına ve yaşayışına dair oldukça geniş malumat elde edebilirsiniz. 

Fakat tanrı isimleri aynı zamanda talihsizdir de. Din değişince, sözgelimi, eski tanrının ismi şeytan ismine dönüşebilir. Hıristiyanlığa bakalım, bir pagan tanrısı, aslında tanrıçası, İştar Hıristiyanlar tarafından en büyük şeytanlardan biri kabul edilmiş. Olmuş sana "Astaroth". Etimolojik olarak "İştar" Astarte oluyor, o da Astoreth, o da oluyor Astaroth. Ama Astaroth erkek.

Peki İştar ne? Star, sitare, astra gibi "yıldız" anlamına gelen Hint-Avrupalı sözcüklerle ses benzeşimi ilginç. Fakat İştar'ın kökeni Akadca, Hint-Avrupaca değil. Mezopotamya kültürlerinde İştar, Zühre yahut "Venüs" ile ilişkilendirilir. Venüs de gökyüzündeki hareketleriyle bir yıldız çizer, görsel olarak alışık olduğumuz yıldız figürü. Hint-Avrupa kökenli star-sitare-astra ile, yıldızı sembolize eden Venüs'le ilişkili İştar'ın bu kadar benzemesi tuhaf ki kimi Hint-Avrupa dillerinde İştar yıldız anlamında kullanılıyor. Belki de kuzeyli bir Hint-Avrupa dilinden sami dillere ve kültürlere geçmiştir bu isim.

(Alakasız ama etimoloji meraklılarına bir başka not: Star, Hint-Avrupacada basitçe "parlayan" demek. Türkçe "yıldız"ın kökündeki "yıl", "yal" sözcüğü nihai olarak "parlamak" anlamına gelir, yaldız, yaltırık, yalaz-alaz ile akraba.)

Yani ne olmuş? Eski bir tanrı adı, olmuş sana şeytan ismi. Tabii bunlar özel ad, ya cins adlar? Bizim "dev" dediğimiz doğaüstü varlık, Farsça'dan alıntı, aslı "div". Div, sadece iri cüsseli doğaüstü varlık anlamına gelmiyor, cinler gibi, gözle görülmeyen, kötücül doğaüstü varlıklara verilen cins adı. Fakat aslında kökeni Hint-Avrupaca dyew (gök) kökünden türemiş deywos (tanrı)dan geliyor. Muhtemelen din değişince eski tanrılar kötücül kabul edildiğinden, İştar'dan bile kötü bir akıbete uğrayarak div, jenerik kötü ruha dönüşmüş. Eski Sami kültürlerin (Araplar, Yahudiler vs) tanrılarına "Baal" yani "efendi" demesi nedeniyle, bu pagan kültürleri kafir kabul eden Hıristiyanlığın "Baal" ismini bir şeytana vermesi gibi. Yine o dönemin Sami pagan tanrısı Malik'in, Moloch isimli şeytana dönüşmesi gibi. 

Cins isimler daha ilginç, evet. Sözgelimi Hıristiyanlığın "Pater Noster" duasında, göklerdeki bir babadan söz edilir. Hıristiyan teolojisinde, evet, "Baba Tanrı" göktedir. İlginç olan şu, jenerik ya da cins ad olarak tanrı sözcüğü de, neredeyse bütün Avrupa'da, Latince deus ile akrabadır: Dios, Dieu, Dei, vs. Deus ise, bahsettiğimiz Proto-Hint-Avrupaca deywos'tan türüyor. Dyeus, ilkel Hint-Avrupalıların başat tanrısı, "Gök" gibi bir anlamı var. Genelde Dyeus Phater yani Dyeus Baba, literal olarak "Gök Baba" diye anılıyor. Bu Grekçe'de Zeus'a, Latince'de Deus ve "Iupiter"'e dönüşüyor. İlki cins ad olarak "tanrı", ikincisi de Göklerin Babası, Jupiter'in ismi. (D, dy, y, c, z sesleri arasında çok fazla geçişkenlik olur. Bu kuralları buraya almayayım ama, örnek olarak paylaşayım: eski Türkçe adak, bizde ayak olmuş, bazı Türk lehçelerinde ise azak.)

Pekala Farsça Hüda? Efendi, bey anlamına gelen bir kadim İrani sözcükten (Khoday) türüyor. Zerdüşt dönemde Ahura Mazda için lakap olarak kullanılıyor. Daha sonra tanrı kavramını karşılayan cins ada dönüşüyor. İranlılarla Türk etkileşimi nedeniyle Türk dillerinde Hüda'dan (daha doğrusu Hüda'nın atasından) alıntı Kutay, Kuday gibi sözcükler var. 

Peki İngilizce God? "Adı çağrılan", "adı anılan" anlamında, Cermenik guda sözcüğünden türüyor. Yani bir tanrının özel ismi olup cins ad hali kazanmış değil, tanrının bir özelliğiyle ilgili kavramı karşılayan kelime, onun jenerik adına dönüşmüş. 

Tanrı'ya gelelim. Türklerde, birçok kavimde olduğu gibi, gök kutsaldır. Tan sözcüğü, eski haliyle teng, tan yerini ve tan atması, "şafak" kavramını karşılıyor. Bir teoriye göre "Tengri"nin kökü budur. Direkt olarak "Gökyüzü" anlamına gelir, modern Altayca'da "tengiri tübinde", sözgelimi, "gökyüzünün altında" demek. Gök ve Kök sözcükleri aynı, hem "kök" (root), hem de sema anlamına geliyor. Kök Tengri, kökümüzü aldığımız, gökyüzünün ulu varlığı, yaratılış enerjisinin özü. Bu tengri, antropolojideki Deus Otiosus'a benziyor, kendi kabuğuna çekilen Tanrı. Sözgelimi Grek mitolojisinde her şeyi doğurduğu halde Zeus kadar önemi kalmayan, ilkel tanrıça Gaia (Toprak Ana) gibi, Kök Tengri aslında daha ilkel ve tanrıdoğuran bir tanrısal öz. Umay, Ayısıt, Ülgen gibi tanrılar daha fazla önem arzediyorlar, ancak hepsinin kutsallığı ve yaratış gücü, nihai ve iptidai öz olan Tengri'ye izafen ve matuf olarak ifade edilebiliyor. Eski Türk dini tek tanrılı bir din değil, çok fazla tanrı-tanrısal varlık var, ancak Kök Tengri hepsinin özü; aynı "müşrik Araplar"da ya da diğer paganlarda olduğu gibi. (Tengri'nin Tanrı'ya dönüşmesindeki ses kalınlaşmasını, bir teori, Türkmenlerin Allah-u Teala yerine Tengri Teala demesi ve Teala sözcüğündeki kalın seslilerin geriye dönük etkilemesine bağlar.)

Peki Tengri nasıl jenerik olmuş? Karaçay metinlerinde "Suv teyrisi salgandı kanımı / Kök teyrisi bergendi canımı/ cer teyrisi aşla bla toydurdu" şeklinde bir ifade var, örneğin. Teyri, Tengri'nin Karaçay Türkçesindeki hali. Açıkça, kanımızı veren su tanrısı, canımızı veren gök tanrısı, yemek veren yer tanrısı görebiliyoruz. Bunun yanında Karaçay panteonunda av tanrısı Apsatı ve yıldırımlar tanrısı Eliya da karşımıza çıkıyor. Yine meşhur Teng Tengri ilahisinde, "Körügme kün tengri / Siz bizni küzeding / Körünügme ay tengri / Siz bizni kurtharıng" ifadelerine rastlıyoruz. Teng, yani tan yerinin tanrısı, Güneş tanrı ve Ay tanrı farklı karakterler olarak karşımıza çıkıyor. 

Dyeus'un Deus'a dönüşümü ile, Tengri'nin Tanrı'ya dönüşümü aynı macera. İlkel ve ilksel ve diğer tanrıların güçlerini aldığı kök olan bir tanrı figürünün (urmonotheismus) ismi, daha sonra "tanrı" kavramını karşılayan bir cins ada dönüşmüş. 

Peki Allah ve ilah? Diğer Sami sözcükler gibi "El" kelimesinden türemişler. Akrabası, "Elohim", Tevrat'a giriş yaparken "Beresit bara Elohim..." (Başlangıçta Elohim yeryüzü ve gökyüzünü yarattı.) diyoruz ya, oradaki Elohim. Elohim'in tam karşılığı "İlahlar". İngilizce'de ve diğer dillerde "Kadirler", "Güçler" gibi karşılıklar, İncil çevirilerinde yer bulmuş. Tevrat'ta çok tanrıcılığın izleri olduğu konusuna hiç girmeyeyim. Fakat ilk yaratan Yahve değil, Elohim, yani "ilahlar". Çoğul formda. (Arapça ilah sözcüğünün çoğulu, alihe.)

İlah, Arapça'da, eski Sami tanrısı "El"in adının bozulmuş ve evrilmiş hali olarak yer almış. El, en büyük ve kudretli tanrının özel adıydı da, aynı Dyeus ya da Tengri'de olduğu gibi jenerik-cins ada mı dönüştü, yoksa "yüce, yukarıda olan" anlamına geliyor da, God sözcüğünde olduğu gibi tanrının bir özelliğini karşılayan kavramın ismi olduğu için tanrı anlamına mı gelir oldu, bilmiyoruz. Fakat bildiğimiz bir şey var: Allah, "el-ilah"tır, ötesi değil. Peygamberden çok önce, müşrik Arapların kullandığı bir sözcüktür, aynı Dyeus ya da Tengri gibi, bütün diğer alt seviye tanrıların, ya da ilahların, kudretlerini ve yaratma yetkilerini aldıkları büyük ilahi özün adıdır. O yüzden belirtme edatı ile, herhangi bir ilah değil, hepsinin kökü, aslı olan, el-ilah anlamında kullanılmış. 

Şu halde hem ilah, hem el-ilah, birer özel isim değildirler. Doğrudan Allah sözcüğünün cins ad olarak kullanıldığı vaki, en sevdiğim örneği Attila İlhan'dan: "sen küfürlerin allahı çağıltıların bilmediklerimin / sen kayıp hazinelerin allahı (...) sen allahsın saltanatında ne allahlar taşıyorsun

Peki bu "dinimiz oley" kesiminin Allah hassasiyeti ve Tanrı sözüne düşmanlığı neden? (Aklım lise yıllarıma gitti. Birisi derste Tanrı demişti de, dinibütün kimya hocası "Tanrı yok!" diye çıkışmıştı. Adam dinden çıktı diye düşünürken, "Allah var..." diye devam etmişti.) Bunun iki nedeni var gibi. İlki, çeviri yapılırken, film seslendirilirken, Arapça bir sözcük olup İslam'la ilişkilendirilen Allah, kullanılmamış. İlah da tercih edilmemiş. Bunun yerine tanrı sözcüğü, cins isim olarak kullanılmış. Bu kitle de cahilliği ile meşhur olduğu için, filmlerin seslendirildiğinden, çevirileri "buralılar"ın yaptığından habersiz olduğu için, Tanrı sözcüğünü Hıristiyanların mabudu zannediyor. Ya da, hep dışarlıklı bağlamlarda Tanrı sözcüğü ile karşılaştığı için bu sözcüğe alerji duyuyor. 

Bir diğer tahminim de şu: Eşcinselleri asalım, keselim, işkence edip öldürelim diyenlerin ekserisinin eşcinsel olması gibi, anti-semitizm kusanların da ekserisi Yahudi özentisidir. Yahudi geleneğinde Tanrının bir özel ismi vardır ve anılmaz. Hatta tanrılarına doğrudan "Haşem" derler, haşem "isim" demek. Tanrının ismi mevzusu Yahudi teolojisinde ciddi yer tutan çok önemli bir motiftir. İslam'daki İsrailiyat etkisi ile bu bizde de önem kazanmış. Allah, İslam'ın ve Kuran'ın tanrısının özel adı sanılıyor. "Lem yelid ve lem yuled" yani doğurmamış ve doğrulmamış olan, "külli" bir varlığa, kim özel isim verebilir? İslam teolojisi, kadir-i mutlak, vacib-ül vücud ve vahid olan bir Tanrı fikri zaviyesinden, Yahudi ve Hıristiyan teolojisine nazaran çok daha tutarlıdır. Tasviri, sınırı, kişiliği olmayan bir tanrı vardır ve mantıken, tek, eşsiz, öncesiz ve sonrasız bir varlık da ancak böyle olabilirdi. Fakat islamcıların içindeki yahudi, Türk düşmanlıklarıyla da birleşince, Allah'ı İslam tanrısının özel adı olarak görüp, Tanrı diyene saldırıyor.

Saldırıyor da, Hüda deyince saldırılmıyor? Birer sıfat olan Rab, Mevla gibi sözcükler kullanılınca sorun olmuyor? Rab, mürebbiye ile aynı kökten, büyüten demek. Mevla efendi demek. İnsanlar için de kullanabiliriz bu sıfatları. Ortada bir Türk alerjisi olduğu inkar edilemez bir gerçek. Necip Fazıl gibi çok bilmişler, örneğin, "Anadolu'da, köylerde tanrı sözcüğünün kullanılmadığı"nı iddia ederler. Böyle düşünenler gelse de babannemle otursa, o da tam bir Türk nazal n'si ile "Tangrı canını ala" diye kovalasa kendisini. Oysa mesele nedir? Mesele "kelime kullanım frekansı"dır. Allah, rab, mevla, tanrı, ilah sözcükleri kullanılıyor. Ama kimisi yazı diline mahsus, kimisi yöreye mahsus, kimisinin de kullanım sıklığı diğerlerinden fazla, olan budur. 

Hıristiyanlık ve İngilizce özelinde bu nasıl çözülmüş? God hem jenerik-cins ad, hem de İncil'deki baba tanrının ismi. İkinci anlamıyla kullanıldığında, büyük harfle yazılıyor, God olarak. Jenerik ad olarak kullanılıyorsa, küçük yazılıyor. Hıristiyan tanrısına "the God" denmiyor ama, zira büyük harfle yazılan God onun ismidir ve inanışa göre ondan başka tanrı zaten yoktur, o yüzden "the" diye belirtmek kafirlik olur, diğer tanrılar içindeki "bildiğimiz tanrı" anlamına gelir. 

Türkçedeki önerim bu. Jenerik-cins ad olarak tanrı yazalım, İslam tanrısını kastettiğimiz zaman Tanrı yazalım. Sevgili bir ağabeyimin de bir fikri vardı: Gavurdan çeviri/aktarım yapıyorsak, tanrı sözcüğünü değil, ilah sözcüğünü kullanalım. Biraz da "onların" hassasiyetleri zedelensin. 

Onlar? Türkmenler Latin alfabesine geçince "Demek siz Kuran hattına düşmansınız" diyen Müfid Yüksel'e dair "Latin alfabesiyle yazmak dinden çıkmak değildir. Ama bu adamların tanrısı Arap tanrısı, ırkçı bir tanrı. Bunlarla tartışılmaz, bunlara sadece siktir git denir" dediğim için zıplayanlar. Bir Türk yurdunun Türkiye Türkçesi ile aynı, üstelik Türkçenin yazımına daha elverişli, daha da ötesinde Batı medeniyetiyle yakınlığımızı arttıran bir alfabeye geçmesine düşman olanlarla saf tutup, herhangi bir yorum yapacağı zaman tek kaygısı ve referansı Türklüğün faydası olan bir gence saldıran tiplerden ne kadar milliyetçi olur, buna okuyucu karar verir. "Onlar", bana öyle geliyor ki, Kürt kardeşleriyle iki tarafı da üzmeyecek bir çözümde uzlaşarak konuşmak için Arapçayı tercih ediyorlar. Aklıma, tütün sararken kullandığım sigara kağıdının ambalajındaki Arapça yazıları kutsal zannedip öpen, başının üstüne koyan, buruşturduğum için de bana kızan arkadaşım geldi. Bu cehalet seviyesinden yorum yapıyorlar, ideoloji tesis etmeye kalkıyorlar, bir de bizi beğenmiyorlar, pes.

Mevlana'nın oğlunun "Rahmet itgil Tanrı bana kapu aç" diye şiiri var diye giresim geldi ama, meseleleri şahıslara izafen konuşup şahıslar özelinde mesnet bulmak islamcı kafasızlığının alışkanlığıdır, yapmayayım. Fakat anlamadığım bir şey var. Dininiz farklı olabilir. Farklı inançlarınız olabilir. Ama Türk milliyetçisiyseniz, tabii ki safınız Türkçenin safı olmalı. Bunun aksinin düşünülmesi bile abes. Tanrınız Arapsa, Arap ırkçısıysa, Türk milliyetçisi olmayın kardeşim. Bir Türk milliyetçisine Türkçeyi sevip kullanmayı uygun görüyor, salık veriyor diye saldırmak ve hala milliyetçi olduğunu iddia etmek, asıl tartışma yaratması gereken şey bu. Ama FETÖcülerle bir olup iş tutanların, onlarla aynı zihin dünyasından beslenenlerin reyiz, başgan falan olduğu, el kadar bebeyken bile bunlar terörist diyen bendenizin de FETÖcü ilan edildiği bir Türkiye'de normal. Ama "Tanrı Türk'e yar olsun", "Allah Türk'e yar olsun" diye okununca, "Tanrı Türk'ü Korusun", "Allah Türk'ü Korusun" diye değiştirilince öfkeyle doluyorum!

Dini mevzularda Yesevi gibi "hub aytadur Türkini" diyen, Türkçeyi sevip söyleyen insanlara selam olsun. Yesevi Türk'e Türkçe konuşmasa Türkler müslüman olmazdı, bugün Anadolu'da Türk düşmanlığı yapan tipler de ne bileyim, Grekçe zaviyesinden, Türkçe ibadet eden Ortodoks Türklere yine düşmanlık ederlerdi diyerek bitireryim. Müslüman kardeşlerim için yazının sonuna da bir fetva koyayım: "De ki, ister el-ilah diye çağır, ister Rahman diye çağır, nasıl çağırırsan çağır en güzel isimler onundur." (İsra, 110) Tanrı dememek insanların kişisel tercihidir, saygı duyarız. Ama biz Tanrı diyoruz diye bize dahledenin de bir Arap tapınıcısı olduğunu söylemezsek Türk milliyetçiliği bidatidir, tövbe gerektirir.

 


M. Bahadırhan Dinçaslan

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

 

*** 

M. Bahadırhan Dinçaslan kitapları:

Seküler Milliyetçinin El Kitabı - Satın Al

Karşılaştırmalı Mitoloji: Tolkien Ne Yaptı? - Satın Al

Albatros - Satın Al

İzmir Çıkmazı - Satın Al

 

 
mbdincaslan.com | © 2018 Tüm Hakları Saklıdır

Bu kategoriden diğerleri: « Cin Düğünü, Cadı Bayramı
  • Mevcut yorum yok.

Who's Online

207 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Latest Park Blogs